GEORGE KUNZ’UN MİRASI, İSTANBUL’DA…

Yazan: admin | 24 Ekim 2008
Kategoriler: Mavi | Blue, Mücevher, Tiffany

Tiffany’nin sadece Amerika’daki müzesinde görülebilecek, tek ve nadir değerli taşlar ile bezenmiş mücevherlerinin yer aldığı “Miras Koleksiyonu”ndan seçkin 50 parça, Collection’ın Maçka Mağazası’nda 30 Ekim’e kadar mücevher severler ile buluşuyor.

Tiffany&Co’nun eşsiz tasarımcısı Gemolojist (değerli taş bilimci) George Frederick Kunz’un ve Miras Koleksiyonu’nun Hikayesi…

George Frederick Kunz, Tiffany’deki 50 yılı aşkın çalışma hayatı içerisinde, tüm dünyayı gezerek eşi olmayan güzellikte renkli taşlar topladı ve bu taşların, mücevherde farklı tasarımlar ile kullanılmasına öncü oldu. Dünyanın ilk değerli taş bilimcisi olarak kabul edilen Kunz’un coşkusu ve renkli taşlar bakımından gittikçe artan hazinesi, Tiffany’nin şef tasarımcısını, tasarım motiflerini renge doymuş başyapıtlara çevirmek için harekete geçirdi.

1929 yılında Amerika’da ortaya çıkan ve her kesimi olumsuz etkileyen ekonomik kriz ile mücevher severler, pırlantaların ulaşılamaz fiyatları nedeni ile değerli renkli taşlar ile tasarlanmış ve yanlarına küçük pırlantalar serpiştirilmiş mücevherleri tercih etmeye başladı, Pırlantaların hakim olduğu mücevher dünyasına, renkli taşların katılması, o dönemlerde, bu farklılığı yaratan Tiffany tasarımlarının, ön plana çıkmasını sağladı.

Ekonomik Krize Tiffany’nin Eşsiz Tasarımları Moral Oldu…

1933 yılında Amerika’da alkol yasağının kalkmasıyla değişen sosyal hayat, döneme farklı ve çarpıcı bir yaklaşım getirdi. “Kafe Sosyete” olarak adlandırılan bu yaklaşım; “Suppers Clubs” adı verilen restoran ve barlarda gerçekleştirilen davetlerde; film, spor ve sanat dünyasının ünlü yüzleri ile sosyete elitlerinin birlikte eğlenmesiyle başladı.  Bu yaklaşım ile birlikte birbirinden şık hanımların tüm trendleri farklılaştı ve gündüzden geceye kadarki tüm etkinliklerde kullanabilecekleri mücevherlere ihtiyaç duyuldu. İşte bu ihtiyaçlar, Tiffany & Co.’nun, titreşimli renkli taşları, üç boyutlu efektleri, kıvrımlı, damla şekilli, ergonomik, rulo şeklindeki yumuşak akıcı altın işçiliği ile tasarlanmış, coşkulu “Kokteyl Stili”ndeki mücevher ile tekrar cevap buldu. Özetle, şık öğle yemeklerine katılmak ya da şehre inmek için, elegan kıyafetlerini giymiş kadınlar, stillerini değerli mücevherler ile vurgulamaya ve moral bulmaya başladı.

Bu kokteyl stili içerisinde; birbiri ile benzeşen broşlar, ya klipsli ya da çift iğneli şekilde yaka kenarına birlikte takılacak formda olduğu gibi ayrıca bir bilezik ya da kolyeye de adapte edilerek, farklı bir ürüne dönecek şekilde de tasarlandı. 1950’li yıllarda ekonomik zenginliğin tekrar kazanılması, doğanın ilham verdiği mücevherlerde de yenilenmiş bir isteğin kıvılcımını yaktı. Yeni değerli taşlarını 20. yüzyıl ile de tanıştıran Tiffany, bu dönemde de parlak tasarımlara imza attı.

Tüm dünyada global olarak hissedilen ekonomik krize moral bulmak için sizleri de Dilek Ertek’in Türkiye temsilcisi olduğu Tiffany Maçka Mağazası’na, sadece 10 gün ülkemizde bulunacak, her biri sanat eseri tasarım olan bu koleksiyon ile buluşmaya bekliyoruz…

 

Yorumlar

Yorum yazın:

İsminiz *

Emailiniz *

Websiteniz